|
Ekoturizm nedir?
Doğayı ve kültürel
kaynakları anlayarak korumayı destekleyen, düşük ziyaretçi etkisi olan
ve yerel halka sosyo-ekonomik fayda sağlayan, bozulmamış doğal alanlara
çevresel açıdan sorumlu seyahat ve ziyaret biçimidir.
On yıl kadar önce Sabancı
Üniversitesi ve TÜRÇEK işbirliği ile
düzenlenmekte olan Akasya Gençlik
Çevre Zirvesi'nde "İklim Değişikliği olacak mı?" konulu bir sunum
yaparken küreselleşme kavramının dünyayı büyük bir tehlikeye götürmekte
olduğunu, özellikle küreselleşmeyi savunan büyük devletlerin çevre
konusunda duyarsızlıklarının altını çizerek belirtmiştim.
Dinleyiciler arasından bir
genç arkadaş; bana "küreselleşmeye karşı ne yapmalıyız" şeklinde bir
soru sorduğunda hiç duraksamadan yanıtım "yerelleşelim arkadaşlar"
olmuştu. Yeryüzünün artan sıcaklığı ve buna bağlı olarak ortaya çıkan
çevre sorunlarının temelinde aşırı karbon tüketimi gelmektedir.
Atmosferin biz canlılar için en önemli katmanı olan troposferde
soluduğumuz havanın temel bileşimi %78 azot ve %21 oksijendir. Azotun
canlılar açısından doğrudan bir önemi olmamakla birlikte %21 lik paya
sahip olan ve diğer gazlarla kolayca bileşikler oluşturabilen oksijen
yaşamsal öneme sahiptir. Geriye kalan %1 lik pay ise; soy gazlar, su
buharı, tozlar ve günümüzde 0.004 oranına ulaşmış bulunan CO2 ten
oluşmaktadır.
20.yüzyıl başında yapılan
ölçümler, okyanus tabanlarındaki çökeltiler ve buzullarda yapılan
analizlere göre; Atmosferdeki CO2 oranı sürekli artmakta ve bu da
güneşten gelen ışınların yerden yansıyarak uzaya geri dönmesini
engelleyerek ortalama sıcaklığın artmasına neden olmaktadır. Küresel
ısınma, iklimlerdeki değişim, yeryüzündeki su döngüsünün kimi yerlerde
aşırı yağışlara, kimi yerlerde ise kuraklık ve çölleşmeye neden olduğu
hepimiz tarafından bilinmektedir.
Kömür, Petrol, Doğalgaz gibi
eski çağlarda oluşmuş yakıtların yanmasıyla havaya karışan
karbondioksitin tüketimini azaltmak ve yeryüzündeki yeşil alanları
çoğaltmakla küresel ısınmaya karşı önlem alabiliriz.
Motorlu araçlardan çıkan
egzos gazlarını azaltmak için toplu ulaşım araçlarını kullanmak,
yapılarda ısı yalıtımı, güneşten gelen enerjiyi ısınma ve elektrik
üretmek için kullanmak, rüzgar, jeotermal enerji gibi yenilenebilen
enerji kaynaklarını kullanmak, kağıt, plastik, cam, alüminyum gibi
maddeleri kullandıktan sonra geri dönüşümünü sağlamak da çok önemli.
Yeryüzündeki sorunlar elbette
bu kadarla bitmiyor. Evlerimizde temizlik için kullandığımız
deterjanlar, tarımda kullandığımız böcek ilaçları ve yapay gübreler,
sanayi tesislerinden çıkan katı, sıvı ve gaz atıklar, orman yangınları,
denizlerde aşırı avlanma ve bunlara benzer bir çok başka faktör
dünyamızdaki canlı yaşamını ciddi olarak yok ediyor.
Büyük oranda kaynakların yok
edilip, bir daha kullanılamaz hale getirilmesi, dev gıda şirketlerinin
karlarını arttırmak için bitki ve hayvanların genetik yapısını
değiştirmesi ise tüm yukarıdaki nedenlerle zaten zarar gören biyolojik
çeşitliliği yok oluşun eşiğine taşıyor.
İşte bütün bu karamsar tablo
karşısında ne kadar bilinç sahibi olursak olalım gündelik yaşamımızda
her dakika bunları düşünerek yaşamamız söz konusu olamaz. Bütün olumsuz
gelişmelere karşın dünyamız hala çok güzel ve yaşamak için sonsuz sayıda
gerekçe veriyor bizlere.
Eko turizm küreselleşmeye
karşı yerelleşme, aşırı tüketim ve kaynak tüketimini azaltma ve içimize
sindire sindire çekebileceğimiz bir dünyanın varlığını, korunma
gerekçelerini sunuyor bizlere.
Organik tarım ve geleneksel
ürünlerin önemini, yerel kültürlerin küreselleşme karşısında dimdik
ayakta durmasını, dillerin, inançların, mimari ve giyim tarzlarının
korunmasını sağlıyor.
Derneğimiz EKOT bu amaçla
kuruldu ve dev oteller, tatil köyleri yerine küçük otelleri,
pansiyonları, hatta uyku tulumu ve minik çadırlarla doğanın
kucağında, doğayla içiçe kalmayı öneriyor
Aydın Atıcı
|